İletişimde Kal, Sınırını Aş, İcat çıkar!

0
542
views

İnsanlık; maddi, ekonomik ve teknolojik olarak çok ileri noktalara gelmiş olabilir. Ancak bu, onun kemal mertebesine ulaştığı anlamına gelmez. Şu hâliyle dünya gittikçe hızlanan, hızlandıkça da parçalanma ihtimâli artan bir araca benziyor. Son sürat giden ama istikametini bilmeyen, nereye niçin gittiğini idrak edemeyen bir araç, en nihayetinde kendi sonunu getirir. Bu gidişe “dur” demek için çok sağlam ilkelere ve kurallara ihtiyacımız var. Bu ilke ve kurallar zaten mevcut. Önemli olan temiz suyu hangi kaynaktan alacağımızı bilmektir. Kendi kültürümüzün yüzlerce yıllık ahlâk, irfan ve irşat yolu işte bu temiz suyun membasıdır ve bu suyu yaratanın verdiği o güzelim otları yiyip bize süte, ete, yüne ve muhabbete dönüştüren bir koyunda bile bulmak mümkündür.

Günümüz kapitalist dünya düzeni içerisinde görülen en büyük zaruret görev adamı olmak, daha doğru bir tabirle, verilenden başkasını arzulamamak ve yapmaya çaba sarf etmemektir. Üretimin sınırlarını aşmak, düşünmek ve sorgulamakla olduğunu göz önüne alırsak, görev adamlarını bu sahada görmenin pek mümkün olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zirâ üretmek, verileni yapmaktan öte, verilmeyenden bir bilinmeyeni arama yolculuğundan ortaya çıkar. Bazen de bilinen ile çıkılan bu yol, ona yapılan eklemelerle ve çıkartmalarla üretim aşamasını tamamlar. Fakat üretimin en temel dayanağının ise keşfetmek olduğunu bilmek gereklidir.

Hezarfen Ahmed Çelebi merakıyla yoldaş olmasaydı, kanatları onu keşif alemine erdiremezdi. Peki ya Biruni veya Farabi sınırlarına bağlı kalsaydı, düzene uymakla her şeyin halledildiğini kabul etseydi günümüz dünyası şimdi gelinen noktaya gelebilir miydi? Kaç yüzyıl sonra şimdi dediğimiz zaman olgusu şimdiyi tarif ederdi?

Sosyal Antropolog, Ressam ve Eğitmen Suat Turgut’un ”Kahramanlar Sınıfta” projesi kapsamında okullarda çocuklarımızın sanal ve sahte kahramanlar yerine gerçek rol modellerimizi tanımaları için tasarladığı kapı görselleri.

Burada zikretmediğim onca isim ve zikrettiğim isimlerin en temel özelliği sınırları aşmaları ve meraklarıydı. Sınırları aşabilmek için sınırları bilmek gereklidir. Sınırları bilebilmek için onları merak edip görmek, görebilmek için ise yaşamak, o dünyanın içinde bulunmak elzemdir.

Sınırları tanıyan insanın öğrendiği mefhumlardan biri de sosyalliktir. Sosyallik ise yanında iletişimi getirir. Günümüz dünyasında iletişimin bu kadar ötelendiğini varsayarsak, üretimin coğrafyamızda neden bu kadar az ve kısır olduğu ortaya çıkmaz mı? Mesela bir öğrenci sınavları için gösterdiği çabayı insani ilişkilerinde göstermemekte ve bunda bir beis görmemektedir. Fakat aynı öğrenci ne kadar büyük bir başarı yakalasa dâhi yalnızlığı, ona ne başarısının ne de üretiminin mutluluğunu yaşatmaktadır. Zira insan bir bitki çeşidi değildir ki en büyük hedefi çiçek açmak veya yaprak dökmek olsun. İnsan başlı başına eşref-i mahlûkatın ta kendisidir. İnsanın en mühim dayanağı yine insandır. İşte tam da burada insanın insana kaçınılmaz ihtiyacı sırasında iletişim vazgeçilmez bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Son dönemlerde yapılan deneylerde de görmekteyiz ki depresyonun başlıca sebebi iletişimsizlikten doğan yalnızlıktır. Dönüp dolaşıp girdap gibi bizi içine çeken iletişimi insanların nasıl yok saydığını düşünürsün “Herkes iletişim hâlinde görmüyor musun?” diyorsunuz. Evet bu bir iletişim türüdür. Her gün öğrenilmiş tekrarları birbirinin yüzüne savurma iletişim ise evet, evet bu bir iletişimdir! Fakat bizim iletişim dediğimiz, sosyalleşmek olgusunu içinde barındıran eylem, tam olarak karşı tarafla zihnen ve bedenen beraber bulunmaktır.

Özetle; canlılar dünyasında savaşsız, kötülükten korunmayı başararak, yardımlaşmayı becerebilmiş bir canlı türü olan insanın asırlar geçtikçe iletişimden bu denli kopması, durup kendine bakması ve ne kadar bireysel dünyalarda bulunduğunu anlaması gerektiğinin en büyük işareti olduğunu söylemek mümkündür. (Black Mirror 3. Sezon 1. Bölüm izle!)

Verilenden fazlasına merak duymuyorsan, eleştirel bakış açısına sahip değilsen, bir makale yazamıyorsan, bir fikir üretemiyorsan, öğrenci toplulukları, seminer, panel, konferans vb. etkinlik, kültür, sanat, sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunmuyorsan, kısacası yabani bir hayat sürüyorsan, 4.00 ortalamaya sahip olman verimsiz bir toprak ve çorak bir akarsu olduğun gerçeğini değiştirmez.

Asıl başarının notlar olmadığını hatırlatarak finallerinizde başarılar diler, verilenle yetinmeyerek “Prad.ist“ https://www.instagram.com/pradistanbul/ bloğunda bilgi üreten kıymetli yazarlarımızı kutlar, son zamanlardaki iletişimsizliğe vurgu yaparak adından söz ettiren okulumuzun gözde topluluğu “İletişim Topluluğu“ https://www.instagram.com/ticaretiletisim/ yönetimine teşekkür ederim.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here