Lüks Nedir?

0
548
views

Bir tüketicinin elli lira ile dayanıklı ve güzel (tabii güzel-çirkin göreceli bir kavramdır) bir ayakkabı alabilecekken, neden on bin liralık bir ayakkabıyı satın aldığı tüketicinin her zaman rasyonel davranmadığını göstermektedir. Bu rasyonel olmayan davranışı açıklamak için psikoloji, sosyoloji, iktisat ve hatta hukuk ve siyaset yönlerini incelemek gerekir. Dolayısıyla lüks kavramı sadece pazarlama alanıyla sınırlı olmamakla beraber, geniş bir alandır.

İletişim öğrencisi olarak lisans eğitimim boyunca konuya uzman olan saygıdeğer hocalarımızdan halkla ilişkiler, pazarlama, reklam alanında çeşitli dersler almış bulunmaktayım. Fakat tam tersine tüketim kültürü ve kapitalizme karşı eleştirel dersler de aldım.

Bugün ders sırasında hoca sınıfta ‘Lüks markalara karşı eğiliminiz ne şekildedir?’ şeklinde bir sordu. Bu soruyu cevaplayabilmek için uzun uzun düşündüm. Aslında lüks markalara karşı olan eğilimim ne onu desteklemekte, ne de ona karşı bir biçimde.. Açıkçası Haute Couture, yat ve spor arabalara pek ilgim yoktur. Bunu yazarken ‘Zaten hayatım boyunca yüzde kaç oranında yat alma ihtimalim var ki?’ diye düşündüm. (benim denizden korkuyor olmam ayrı bir hikaye) Fakat dünyada spor araba markalarına yönelik fan kulüpleri bulunmakta ve bu fan kulübü üyelerinin tümü o markanın arabasına sahip değil. Dolayısıyla buradan ilgi düzeyi ile satın alma gücünün eşit olmadığı sonucuna ulaştım.

Lüks ürünlerin fiziksel çekiciliği inkâr edilemez; gerçek derinin yumuşaklığı, orijinal Louis Vuitton çantasının güzelliği, Swarowski kristallerin ışıltısı veya Audemars Piguet saatlerin inceliği… Fakat fiyatıyla kıyaslandığı zaman bu tüketim gerçekten makul müdür? İyi para kazanmıyorsanız veya müthiş para biriktirme planınız yoksa lüks ürünlerin size verdiği yarardan çok zarardır. Her ikisi de bende olmadığı için lüks markalarla yakın bir ilişkim yok. Yine de senede bir L’Occitane’dan Shea yağı veya losyonunu almanın zararı yok tabi ki…

Lüks bir ürün/hizmetin tabii ki kaliteli, sıra dışı vs. niteliklerde olması gerekmektedir. Fakat lüks aslında benim için ayrıca bir deneyimdir. Bir ders kapsamında Louis Vuitton mağazasına gittiğimde bu görüşüm daha da pekişti. Güler yüzlü, ilgili ve nazik çalışanlarla muhattap olmak, ‘Bir şey içer misiniz?’ sorusunun bir mağazada sorulması.. (Daha Lamborghini’nin showroom’una gitmedim, belki orada Dom Perignon’u açıp ikram ederler) Lüks deneyimi her şeydedir, ambalajından satın alma sürecine ve sonrasına kadar. Hermes Birkin çantasına verilen para, sadece çantanın kendisine değil, ayrıca çantanın turuncu kutusundan, o kutuyu saran kurdelesi, kutunun içindeki bez torbası, mağazada muhatap olduğunuz profesyonel satış personeline kadar devam eden bir deneyimdir.

Lüksün deneyimle alakalı olması hizmet sektöründe de ayrıca belli oluyor. First class’ta uçma deneyimi gibi, uçuş öncesi first class lounge deneyiminden, yatağa dönüştürülebilen uçak koltuk deneyimine kadar en büyük hayalim uzun menzilli bir uçuş için first class’ta uçmayı içeriyordu. Uzun menzilli olmasa da bir kere başka bilet bulamadığım için bir saatlik uçak yolculuğuna first class’a bindim. Yolculuk uyuyarak geçtiği için, koltuğun genişliği dışında fazla bir şey öğrenemedim.

Journal of Experimental Social Psychology’nin yaptığı çalışmalara göre öz saygı yetersizliği bir insanın lüks tüketimini, maddi durumu lüks ürünlere para harcayacak kadar iyi olmasa bile etkilemektedir. Yoksulluk çemberinden çıkamayan veya maaşlı yaşayan insanlarda lüks kavramı hem öz güveni arttırmak hem de ait olma ve farklı olma duygusunu yaratmaktadır. Bu insanlar lüks tüketimi yapmakla başarı duygusu bulmaktadır. Fakat mevzu bahis psikolojik etkiler ve ‘lüksü tüketerek ülkenin ekonomik durumunu canlandırırsın dolayısıyla aslında iyilik yapıyorsun’ görüşü ile yine bana Loubutin’i aldıramazlar. Oysa Oktoberfest’e gider, yoga kursuma devam ederim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here