Küresel Tadların Keşfi: Füzyon Mutfağı

0
689
views

Küreselleşme, Doğu ile Batı toplumlarını birbirine yaklaştırırken, aynı zamanda yaratıcı füzyon yemeklerin de ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bugün modern füzyon mutfağı olarak tanımladığımız füzyon mutfağın geçmişi 1980’li yıllara dayanmaktadır. Batı ile Uzakdoğu tekniklerinin birleştirilmesiyle ortaya çıkan mutfak türü, başlangıçta Asya Füzyonu olarak adlandırılsa da, bugün sayısız miktada füzyon mutfağından söz etmek mümkündür. Dünyanın en zengin üçüncü mutfağı olarak kabul edilen Türk mutfağı, Osmanlı kültürünün mirasçısı olmakla birlikte, hem Balkan ve Orta Doğu mutfaklarını etkilemiş hem de bu mutfaklardan etkilenerek, yüzyıllar boyunca özgün lezzetlerini korumayı başarabilmiştir.

Farklı kültürlerin harmanlanmasıyla ortaya çıkan Türk mutfağı, her damak tadına uygun sayısız seçenek sunmaktadır. Türk mutfağı, bu açıdan farklı kültürlerin mutfaklarının birleşmesi ve binlerce yıllık birikim açısından düşünüldüğünde aslında füzyon mutfak açısından değerlendirilmesi mümkündür.  Son yıllarda dünyanın daha global hale gelmesi, sınırların birbirine yaklaşması gastronomi alanında bu değişimi zorunlu kılmıştır. Hangi mutfağı tercih edeceğimiz konusunda kararsızlığa düştüğümüzde, bu kararsızlık sorununa çözüm füzyon mutfak olmaktadır. Yeme, pişirme ve küresel düşünme bir araya geldiğinde füzyon mutfak akla gelmektedir. Bu yenilikçi mutfak türü, farklı kültürlerden lezzetleri bir araya getiriyor. Yemek kültürlerinin biraraya getirilmesi, insanların artık farklı lezzetlere ve farklı kültürlerin pişirme tekniklerini denemeye açık olduklarını ortaya koyuyor. Füzyon süzgecinde adeta yeni bir tür pişiriliyor. Kültürler arasında, dünyalar arasında, eski ve yeni varoluş biçimleri arasındaki zar yıkılıyor. Geçmişteki göçler, göç yolları ve yayılma sahaları; topluluklar üzerinde aşamalı değişiklikler, kültürler ile kimlikler arasındaki alışverişler için elverişli bir ortama izin vermiştir.  

Günümüzde yaşanan değişimler söz konusu olduğunda, kademeli bir değişimden söz etmek son derece zordur. Binlerce kilometre ötedeki kültürler, birden bire birbirleriyle haşır neşir oluveriyor. Bu noktada sadece kültürel bir birleşimden söz etmek yeterli değil, burada söz ettiğim şey, zihnin ve bedenin daha önce hiç dokunulmamış coğrafyalarının bir araya gelmesi, dünya üzerindeki farklı insanların zihinlerinin kaynaştırılması. Ticaret, turizm, teknoloji ve medya aracılığıyla bir kaç yıl önce fantazi ya da efsanevi olarak adlandırılan birçok şey artık kolaylıkla gerçekleşebilmektedir. Yemek, müzik, edebiyat, tiyatroya kadar, kültür bilinci kendini yeniden üretiyor.  Bu olguyu yemek kültürleri üzerinden incelemek her ne kadar karmaşık görünse de, kültürel unsurları fazlasıyla barındıran bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu konunun en kolay incelenebileceği, belki de füzyon dünyasının en temel ve anlaşılabilir bileşeni yemek. Sonuçta, damak kültür sarayıdır. Sadece dilin kendisi bile geniş lezzet coğrafyalarını taşır. Tatlı, ekşi, tuzlu, baharatlı, acı gibi her biri tat alıcılarının kendi alanıdır. Aynı dilin yapısında olduğu gibi, farklı coğrafyalarıdaki kültürlerin mutfkları da birbiriyle önemli değişiklikler gösterir.

Yiyeceklerin üretimi, taşınması, saklanması ve tüketimine kadar kültürel farklılıkların toplulukların kimliklerinin bir parçası olduğunu ve unutmamak gerekir. Bu açıdan, yemek sadece biyolojik ihtiyaçların karşılanması açısından değil, bilinci etkileme gücü açısından da işlev görmektedir. Bilince ne gibi bir etkisi olduğu noktasında, küresel ye küresel düşün sözü, uluslararası barışın gizli içeriği olabilir. Ya da “ne yersen, o’sun” sözünden derin anlamlar çıkarmak mümkün olabilir. İşte bu açıdan, farklı mutfakların harmanlanmasıyla ortaya çıkan bu yeni mutfak türü, kültürler arası etkileşim açısından faydalı olabilir. Coğrafya ve kültür ayrımı yapılan malzemeler ve teknikleirn bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan yemeklerle, dünya masasının zengin ve çeşitli tatlarını korumak mümkün olabilir. Dünya yemekleri bizi yalnızca diğer kültürlere uyandırmakla kalmıyor, aynı zamanda yiyeceklerin sembolik ve fiziksel özelliklerini fark etmemize kapı açıyor. Küresel yemekler, doğal şifalı otların ve baharatların değerlenmesini hızlandırarak, belki de uzun zamandır yerli insanların uzun ömürlerinin sırrı olan şifa mirasının ortaya çıkmasını sağlıyor. Keşfedeceğimiz her kültür, yaşam enerjisi veren yiyeceklerin enerjisini kendi özünde hissettiriyor. En kaliteli restoranların mutfaklarına girildiğinde, farklı ülkelerde eğitim görmüş ama o ülkenin kültürüne sahip olmayan şeflerle karşılaşmak mümkündür. Yeni füzyon yemekler, tıpkı daha önce duyulmamış bir mutfak senfonisinde bireysel mutfak notalarının harmanlanmasıyla ortaya çıkıyorlar. Yeni mutfağın karmaşık müziği, öylesine beklenmedik ki, yemekleri tadanlar, yemeğin içerisindeki tanıdıkları lezzetlerin duyusal beklentilerini geride bırakmaya ve yeni coğrafyalara çıkmaya teşvik edilmekteler. Füzyon yemekler bize geçmişin bilgisi ile geleceğin bilgeliğini verir. Tıpkı doğduğu ve yumurtalarını bıraktığı sulara geri dönen somon balığı gibi, geleceğimizin kendisine ait topraklara, eve dönmemize yardımcı olur. Füzyon mutfağı, insanlığın hücresel belleğine ilişkin bir yol haritasıdır.

 

Ayşegül Elif Çaycı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here