“Beni Asla Bırakma” Kitabı Neyi Anlatıyor?

0
585
views

Şu sıralar çok satanlar listelerinde öne çıkan bir kitap var. Kazuo Ishiguro’nun distopik romanı “Beni Asla Bırakma”… Japon asıllı İngiliz yazarın kitabının birdenbire gündeme gelmesinin nedeni zannediyorum ki 2017’de aldığı Nobel edebiyat ödülü.

Ben de ilgi çekici kapağına bakarak (Kore korku filmlerinden fırlamış gibi duran)pek de tanımadığım yazarın kitabını geçtiğimiz günlerde alanlardanım. Romanın distopya türünde olduğunu bilmediğimden okumaya başladığım an benim için bir muammaya dönüşüverdi. “Olaylar nerede geçiyor? Nasıl bir zamanda? Bu insanlar kim? Neden bu kadar farklılar?” gibi sorulara takıla takıla okumaya devam ettim.

Aslında bu aralar distopyalarla hayli haşır neşirim. Geçtiğimiz ay Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sını yeniden okumuştum. Sosyal medya ile ilgili bir dersim için bu tarz yaratıcı metinleri de kullanıyorum. Sinema, edebiyat, genel olarak popüler metinler dersimize renk katsınlar diye eklediğim şeyler aslında. Şunu fark ettim, bazen kısacık bir film sayfalarca akademik yazıdan çok daha etkili ve açıklayıcı olabiliyor.

Neyse, baştaki soruma geri dönecek olursam; bu kitap neyi anlatıyor?

Tabi ki burada okuyacak olanların tadını kaçırmamak için konuyu uzun uzun anlatmayacağım. Sadece arka kapak yazısında açıklandığı haliyle, kaderleri önceden belirlenmiş “öğrenci” diye adlandırılan bir grup genç insanın yaşamından bir kesit sunulduğunu söyleyebilirim. İngiltere’de 1990’larda başlayan hikâye geri dönüşlerle Kathy H.’in dünyasından bize aktarıyor olayları. Öyle sakin öyle doğal anlatıyor ki Kathy alelade bir hayat var karşımızda zannediyoruz. Aslında işin özü de burada yatıyor. Ishiguro’nu anlattığı hayatlar hem bildiklerimizden çok farklı (üzücü anlamda) hem de bir o kadar tanıdık (yine üzücü anlamda).

Sonuçta kitapta anlatılan şeyler olmayacak şeyler değil. İnsanın ilerleme hevesinin gelebileceği bir uç noktayı sunuyor sadece bize. Bilmenin, ne olduğunu bilmenin bizi insan yaptığını hatırlatıyor. Doğayı, dünyayı sadece kendisinin sayan insan ırkının küstahlığı yüzümüze vuruluyor. İnsanın ölümlü doğasından kaçmaya çalışırken sapabileceği yanlış yolları işaret ediyor.

Sonuçta bu kitap bize farklı bir insanlık durumu sunuyor aslında. Kabullenişin huzurunu hissettirerek, ölümlü olma bilgisinin insanda açtığı yarayı başka bir yerden tarif etmeye çalışıyor. Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklar.

Ufak bir bilgi: kitabın az çok sadık sayılabilecek bir uyarlaması da var. Mark Romanek (2010) yılında çekmiş aynı adla.

Kafamızı karıştıran kitapların çok satmaları dileğiyle…

Oya Ş. Aydın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here