Digidays İkinci Gününde!

0
405
views

 “Digidays 2. Gününde Birbirinden Değerli İsimleri Ağırladı”

2. Günde tüm hızıyla devam eden Digidays katılımcılara keyif ve bilgi dolu anlar yaşattı. Gün boyu süren oturumlarla eğitim yaşamları içinden, sektöre karşı bakış açısı kazanan katılımcılar öğle yemeği arasında etkinlik sponsoru olan Edding ile keyifli anlar yaşadı.

“Değişmeyelim dönüşelim.”

Sevinç Çakmazın konuşmasıyla başlayan etkinlikte ilk oturumda “Dijitalde etik ve medyada dijital” konuşuldu. Konuşmasına, “Dijitalde sonsuz içerisindeyiz. İnanılmaz teknolojiyle hızla büyüyoruz. Kurumsal,  bireysel ve toplumsalı ele aldığımızda, kurumsal şirket maili iş tanımında, bireyseli ise bloggerlar şeklinde ayırabiliriz. Dijitalde etik konusunu ise özellikle, teknolojinin çığ gibi büyümesi, teknolojiye doğan nesil, kısa ve net cevap, anlaşılamayan cevaplar ve direk sorular, istediğini yayınlayabilme hakkı, araştırmadan kulaktan dolma bilgilerle anons edilen postlar, hukuki yaptırımlar şekilde örnek gösterebilirim.” diyerek başlayan Çakmaz, medyada dijitali; Anlık haber yayını, haberin revizesinin anlık yapılabilmesi, karşılıklı etkileşim, geleneksel medyada dönüşüm, içerik yönetimi, az yazı ve çok görsel, internet TV/dizileri olarak tanımladı. “Değişmeyelim dönüşelim.” diyen Çakmaz, olaylara farkındalıkla bakmanın ve değişim olarak dönüşmenin en güzeli olduğunu belirtti.

Ticarette dijital fırsatlar konusunu anlatan Nihat Kılıç, 2004’te Vizyon Medya Dijital Ajansı’ nı kurduğundan ve 100’ lerce web tasarım ve interaktif uygulama projesinde çalıştığından bahsetti. İnternetle beraber yaşadığımızdan bahseden konuşmacı Google’da yapılan ilginç aramaları anlattı. ” Türkiye’de şuan 2,7 milyon civarında işletme bulunuyor. Bu işletmelerin 99,8 küçük ve orta KOBİ işletme. Google ve internet pazarlaması Fuar TV radyo gazete vb. yayın çalışmalarının etkisini artıracak ve tamamlayacak bir mecradır.” diyerek dijital pazarlamada ölçülebilirliğin öneminden bahsetti.

“İçerik komiklik değildir.”

Havas İstanbul CEO’su Cüneyt Devrim ise bildiğimiz reklamcılığın, bilmediğimiz geleceği konusundan bahsetti. “Reklam eski gücünde değil, ayak uydurmakta zorlanıyor. Çünkü şuan da konuşulan tüketici başka bir tüketicidir, içerik sayısı inanılmaz derecede fazladır. Bunun için 2016’nın sonunda bir araştırmada teknolojiye harcanan para reklama harcanan paradan daha fazladır. İçerik pazarlaması geriye kalan tek pazarlamadır çünkü şu anda reklamı geçmeye çalışan tüketicilerin bunları yapabilmek için binlerce seçeneği var. Mesaj doğru yere ulaşsın diye çabalıyoruz ancak tüketicilere ulaşmak için kişiyi ilgilendirmesi gerek. Dışarıda ki reklamlarına insanlar zorunlu oldukları için izliyor.” dedi. Medyanın nasıl değiştiğine değinen Devrim, ” Medya paranın en çok aktığı yerdir. Ünlü kullanma şeklide değişiyor, içerik üreticileri artık ünlülerden oluşuyor. İçerikten bahşedileceksem olursam da, biz doğru içeriği üretirsek bireyler içerikleri geçmek ve ya gizlemek zorunda olmaz. Bizim olayımız, marka öncelikli marka öncelikli daha sonra kullanıcı odaklıdır. İçerik komiklik değildir herkes izlesin diye komik bir şey yapmak değildir. İlgi çekici olmalıdır.İçeriğin rolünü altıya paylaştırdığımda; ilham verir, eğlencelidir, eğiticidir, bilgilendiricidir, yardım eder ve ödüllendirir.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“Topluluklar insana aidiyet, birbirlerine karşı bağlılık ve güvende olma hissi verir.”

Seslendirme sanatçısı, sunucu, konuşmacı ve yazarlığa hayat veren ve yıllardır profosyonel olarak bu işe gönül vermiş olan Arkın Çelik, sözün dijital gücünü bizlerle paylaştı. Geçmişten günümüze değişen sözün, anlam değiştirdiğini belirtti. Sözcükleri doğru anlamak karşı tarafın elinde, anlatmanın ise söyleyen kişinin elinde olduğunu söyledi. Söz uçup gittikten sonra öz kalır ifadelerini kullandı.

Facebookta yeni bir dönemi ele alıp topluluklar üzerindeki etkilerinden bahseden Onur Yazıcıoğlu, temel kurgusunun toplulukların insanlara ne verdiği ve ne hissettiği olduğunu söyledi. Dijital mecraları değerli kılan insanların bu platformlarda geçirdikleri süreç olduğunu vurguladı. Grupların markalara olan faydalarına değinerek; markanın kullanıcıyla bütünleşmesine oluşturduğu kültürle etki alanını genişletmesine fayda sağladığını vurguladı. Toplulukların insanlara aidiyet, birbirlerine karşı bağlılık ve güvende olma hissini verdiğini belirtti. Sonuç olarak Facebook Page’lerin ağırlığı azaldı, kullanıcıların etkileşimde olduğu aile, arkadaş gibi grupların yükseldiği gözlemlendiğini söyledi.
Bu durumun en önemli sorusu olan “ Markama faydası ne?” konu başlığına değinerek şunları söyledi: “Grupta etkileşim yaratan, sıklıkla geri bildirim paylaşan, etkinliklerde yer alan ve topluluğu besleyen içerikler üreten kullanıcıları bir adım öne çıkarıyor.” dedi. Öne çıkan ve katma değer yaratan kullanıcıların SUPERFAN haline dönüştüğünü söyledi. Daha sonra ise SUPERFAN’ların marka değeri haline geldiğini de belirtti. Son olarak kurdukları mide lobisine değinerek grubun oldukça aktif olduğunu ve facebook dışında dışarıdaki etkinliklere de grupça katılım sağladıklarını söyledi.

“Bizler internet kullanısıyız, izleyici değil.”

Mobil çağda pazarlama konusunu anlatan Metin Çerasi sözüne; “Mobil içerisinde sadece telefon yok. Tablet, akıllı saatler, gözlükler de var. Yapılan pazarlamaya bunların hepsi dahil. Örneğin yurtdışında çocukların telefon alma yaşı ‘9.6’. Pazarlama işte burada ortaya çıkıyor. Akıllı telefonlar konusuna gelirsek eğer, akıllı telefonun kullanımı 2016 yılında televizyon kullanımını geçti. ” diyerek başladı. İnsanların artık internet izleyicisi değil, kullanıcısı olduğunu belirten Çerasi, “Web siteleri eğer 3 saniyede açılmazsa sinirlenip, sayfayı kapatıyoruz. Çünkü bizler kullanıcıyız, kullanmak istiyoruz. Site eğer mobile uygun değilse bu normal bir iş yerinin 2 gün kapatılmış olması gibidir. Çünkü 5 kullanıcının 4’ü mobilden sitelere giriyor. Bizde bu yüzden Arçelik olarak çektiğimiz reklam filmlerinde mobil versiyonları yatay şekilde değil, dikey şekilde çekiyoruz. Oranlarla söylemem de gerekirse, 50 milyon kullanıcıya; radyo 58 yıl, televizyon 13 yıl, internet 4 yıl, Facebook 3,5 sene, Pokemon Go 2 haftada ulaştı.” dedi. Kendi isimlendirdiği “VEE” kavramını da “Value-Değer, Entertainment-Eğlence ve Experience-Deneyim” şeklinde açıklayan konuşmacı katılımcılara farklı bir bakış açısı sağladı.

“Dijital çağda ayakta kalmak, sosyal medyayı iyi yönetmekten geçer.”

Lüks konaklama sektöründe Dijital İletişimin öneminden bahseden Neslihan Şen lüksün tanımını yaparak sunumuna başladı ve ” Lüksün, ender bulunması, fiziksel ve duygusal olarak hissedilmesi ve kişiye özel olması en önemli anahtar noktalardır. Yapılan iş orjinal olmalıdır ve prestiji yansıtmalıdır.” dedi. Yeni medyanın geleneksel farkını hızlı yayılması, kolay erişilebilir olması, şeffaf ve yenilikçi olması gerektiğini belirtti. Mesleği icra edenlerin sosyal medyayı muhakkak kullanması gerektiğini söyleyen Şen sözlerine, ” Bir şey paylaşmasanız bile sosyal medyada var olmalısınız. Çünkü artık herkes marka ile ilgili bir söz söyleme hakkına sahip oldu. Daha iyi şikayet belirtebilme ve memnuniyeti belirtme hakkına sahip olduk. Örneğin Çin yükselen bir ülkedir ve dili çok özeldir. Orada bizim için potansiyel bir pazar var. Belki şuan değil ama önümüzdeki yıllarda gelişecek. ” şeklinde devam etti. Sosyal medyada reyting yapılabildiğini belirten Şen, Çırağan sarayındaki sosyal medya etkileşimini kontrol etmek için bir kampanya hazırladıklarından bahsetti. “Your palace, your home” hashtag’iyle lüksü unutmadan farklılaştıklarını belirten konuşmacı ” Saraya bir dizayn oluşturduk ve belirgin yerlerine bu sloganı yerleştirdik. Buralarda fotoğraf çekinip paylaşan insanların resimlerinde hashtag yer aldı ve böylece görünürlük artmış oldu. Böylece organik bir etkileşim oluşturmuş olduk. ” dedi.

Dijital çağda hayatta kalmanın sırlarından bahseden Hasan Lütfü Özdemir, tanıdık terimlerin anlamlarıyla konuşmasına başladı ve ” Son kullanıcıyla web site sahibinin sahibinin etkileşim halinde olduğu alan dijitaldir. Mail ve mailing dijital pazarlama konusunda son 10 yılda yapılan olumlu-olumsuz pr için kullanılıyor. SEM kavramı arama motorlarıüzerinde para vererek sıralama satın almak olarak tanımlanıyor.Bizde bu kavramlar çerçevesinde çalışıyoruz ve bir çok müşterimizde, müşteri profiline göre değilen şekilde Google Adwords kullanıyoruz.” dedi. Kavramlar üzerinden konuşmasına devam eden Özdemir; “Dijital çağda ayakta kalmak istiyorsanız sosyal medyayı çok iyi yönetmeniz gerekiyor. Sosyal medyayı umursamamazlık etmemelisiniz. Facebook çıktığından beri, ki ilk kez thefacebook olarak çıkmıştır. İnsanların özgürce yazabileceği, markaları değerlendirebileceği, yorum yapabileceği bir alan oldu. Asıl büyümesini sağlayan ise ilişki durumu güncellemeleridir.” dedi. Sosyal medyada yaşam çantası olarak 4 kavram belirlediğini söyleyen konuşmacı ” Hedef kitle, Strateji, Zamanlama ve İçerik. Hedef kitleye uygun iş yapmalısınız. Sponsor, influencer gibi kavramlarla bütçeyi ayarlayarak stratejik davranmalısınız. Uygun zaman diliminde bunu tüketiciyle buluşturmalısınız. Son olarak yüksek bütçe gerektiren, iyi prodüksiyon ve metin yazarı isteyen içerik konusu geliyor. İçerik kısmında düzgün içerik ve doğru dil gereklidir.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Haber Yazarları : Aslıhan Unutur, Buket İlhan, Fatmanur Topkara.

Önceki İçerik“Digidays” Başladı!
Sonraki İçerikDigidays Sona Erdi!
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here