“Zekayı Sihre Dönüştürmek” Ama Nasıl?

0
654
views

Fikirler, sahip olduğumuz en inanılmaz şeydir. Her şeyin akışı bir fikirle değişebilir.  Hayatın bir bağlantısıdır ve çoğu zaman yol gösterir, eğlendirir, bağlantı kurar. Ama aslında bir an için geri çekilip onların mükemmelliğini ve çoğu kez sadeliğini hayretle izlemekte yarar vardır.

Fikir, hepimiz tarafından ortaya çıkabilir ve her yerde filizlenebilir çünkü bir zamanı ya da kuralı yoktur. Fikirlerin yaratılması hayallerimizin ortaya çıkmasını sağlayan entelektüel gücü oluşturur. Ve ne kadar çok fikriniz varsa yenilerine ulaşmada da o kadar başarılı olursunuz. Reklamcılığında keyifli ve eğlenceli çalışma ortamının olma nedenlerinden biri de “fikir” dir.

Fikirlerin iyi yaratılacağına duyulan inanç çok önemlidir yoksa reklamcılık sadece bilgiden ibaret kalır.

Fikir bulmanın ardında ki en büyük itici güç, sihirli bir şeyler yaratabileceğinize duyduğunuz güvendir. Ayrıca fikirler enerjilerden ibarettir bu yüzdende çekici ve ilginç bulunur. İnsanları kendine çeken güç de buradan gelir.

O zaman insanların ilgisini çekecek, eğlendirecek ve aynı zamanda bilgilendirecek ham bilgiyi reklama dönüştüren o “muhteşem fikir” nasıl yaratılır?

Bu sorunun cevabını düşünürken kendinizi rahat bırakın ve gerçek benliğinizin performans göstermesine izin verin. Aynı durum, yaratıcılık içinde geçerlidir. Düşünmeye çalışmadığın zaman en iyi düşündüğün andır; çünkü o zaman ilham gelir.

Yaratıcılık bir süreç değildir, reklamcılık ise bir süreçtir.

Fikirlerinizi sunmadan markanızı gün yüzüne çıkaramazsınız.

Markalar, modern marka ve markalama konsepti ortaya çıkmadan öncede mevcuttu. Bugün kuşkusuz marka çağında yaşıyoruz ve marka delisi haline geldiğimizi düşünebiliriz. Her şeyi birer marka olarak değerlendirmenin sıradan bir sonucu, sloganların her şeyin üstüne yapıştırılmasıdır.
Günümüzde ki slogan takıntısı markalama tartışmasını ve değerini itibarsızlaştırıyor. Markaların ancak halkın bir tercih yapma imkanı olduğunda “anlam kazanabileceğini” unutmamak gerekir.

Markaların varlığının merkezinde güven vardır ve tarihçeleri de buna dayanır.

Gerçek bir marka sadece tüketicilerin zihninde yaşar.

Bir marka, sadece onları satın alan insanlar tarafından değil, aynı zamanda onlar hakkında bilgi sahibi olan insanlar tarafından var edilir. Biri sizin sattığınız ürünü hiç almamış olabilir ama sizin ne sattığınızı bilmesi ürününüze değer katar. İşte burada şöhret devreye girer: Şöhret bir markanın başarısı için büyük önem taşır.

Mükemmel bir reklam ajansı nasıl ortaya çıkar?

Mükemmel bir ajansın en önemli işlevi, müşterileriyle izleyicileri arasında bağ kurmaktır. Müşterilerinin, reklamlarının ana amacı olan bağlantı kurma ve ikna etme işlevini asla unutmamalarını sağlamalıdırlar.

Reklam ajansları, eninde sonunda, müşterilerinin sorunlarına çözüm üretmek için vardır. Bu kadar basit. Yaratıcılık, varlığımızın esasını oluşturur. Müşterilere, ajanslarından beklentileri sorulduğunda, yaratıcılık daima birinci sırada yer alır. Yani artık yaratıcılık, reklamcılığın sınırlarında kalmadı, tam merkezine yerleşti.

Reklam ajanslarının başarısı, fikirlerin gelişmesine izin veren bir ortamın yaratılmasına bağlıdır. Bu başarının merkezinde iki özellik yer alır. Rakiplerinizi zekanızla alt edebileceğiniz ve geleceği şekillendirebileceğiniz fikirleri üretebilme yeteneğinize duyacağınız güven ve inançtır.

Ajansın yaratıcı inançlarını belirleyen ve yönlendiren Kreatif Direktörlerdir. Fikirleri daima cömertçe ortaya koymalılar. Hem yaratıcı olmalı hem de ticari dünya da yaşamayı öğrenmelidirler.

Unutmayın; bir fikri satmanın en iyi yolu, muhatabınızı fikrinizin kendi egonuzu tatmin ettiğine değil, onun bir sorununu çözdüğüne inandırmalısınız.

“Bir brief ya dosttur ya düşman. Yaratıcı süreç boyunca sürekli göz önünde bulundurulacak küçük kağıt parçasıdır. Sorulması gereken soru ise bunun ilham verici mi yoksa zarar verici mi olduğudur.”
                                                                                          JOHN HEGARTY

İyi bir brief, sürecin kısıtlarının bilincinde olup kamuoyunu ele geçirebilecek o basit ama yakalanması zor fikri keşfe çıkmanın bir yolu olarak işlev görür.
Çözmeye çalıştığınız problemi daima müşterinizin penceresinden görmelisiniz. Eğer böyle yaparsanız, onların hayat boyu en iyi dostu olursunuz.

Reklamcılıkta “biz problem çözeriz” demek gayet güzeldir ve gerçekten de bunu yaparsınız, ama eğer müşterileri onların problemlerini çözmeye çalıştığınıza inandırabilirsiniz bu, işleri bambaşka bir boyuta taşır.

Daima brief’i sorgulayın. Gözü kapalı kabullenmeyin. Ona meydan okuyun, temellerini iyice sorgulayın. Bunu sadece farklı görünmek için değil, brief’te yer alanları araştırmak, anlamak ve geliştirmek için yapın.

“Konkurlar, reklam işinin can damarıdır. Birisi ajansı köpekbalığına benzetmişti: Eğer ileriye doğru gitmiyorsa, ölüyor demektir. Bunun her iş için geçerli olduğunu söyleyebilirsiniz, hayatın olduğu gibi işin de temel unsuru evrimdir ama bu adrenalin yüklü ve çılgın reklam dünyasında çok daha geçerlidir. Bu hem öngörüler hem de yaratıcı çözümler açısından güven üzerine kurulu bir iştir. Müşteriler ne kadar istese de dünyadaki tüm araştırmalar başarıyı garantileyemez ve garantileyemeyecektir.” JOHN HEGARTY

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here