İKTİDARIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: “YUMUŞAK GÜÇ”

0
429
views

Güç, genellikle iktidarı elde etmek için kullanılan bir araç olarak düşünülmektedir. Gücü genellikle askeri ve siyasi güç olarak düşünsek de bir milletin ya da kültürün başka ülkelerdeki imajını oluşturan bir bütün olduğunu bilmemiz gerekir. Diğer yandan güç günümüzde uluslararası ilişkiler disiplini çerçevesinde, ‘bir aktörün bir başka aktöre aksi taktirde yapmak istemeyeceği şeyleri yaptırabilme kapasitesi’ (Dahl, 1957: 202) olarak tanımlanmaktadır. Bu kapasiteye sahip ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri gelmektedir. ABD, yapmış olduğu saha araştırmaları ve uygulamalarıyla dünyanın güç kaynaklarını elinde bulundurmakta, bu yönüyle birçok siyaset bilimci ve politikacı tarafından araştırma konusu olmaktadır.

Amerikalı siyaset bilimci Joseph S. Nye, yapmış olduğu akademik çalışmalarla güç kavramına Amerika Birleşik Devletleri özelinde eğilmiş, ABD’nin dünya üzerindeki hegemonyasını yumuşak güç kavramıyla açıklamıştır. ABD’nin I. Dünya Savaşı ile dünya sahnesine çıkması ve tarihi seyir içerisinde sert gücüyle anılmasına rağmen sosyolojik, kültürel, ekonomi ve iletişim teknolojileri sayesinde dünyanın birçok farklı ülkesini tahakküm altına aldığının altını çizen Joseph S. Nye, yumuşak güç teorisini geliştirmiş ve Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Anahtarları adlı kitabını yayınlamıştır.

Çalışmasında yumuşak güç kavramını beş ana başlık altında inceleyen Nye, ilk bölümde yumuşak gücün kaynakları, sınırları üzerinde durmuş, yumuşak gücün bilgi çağında önemli bir görev üstlendiğini belirtmiştir. İkinci bölümde ABD nazariyetinde yumuşak gücü tartışmaya açmış, kültür ekseni bağlamında konuya yaklaşmıştır. Üçüncü bölümde diğer dünya devletlerinin yumuşak gücü nasıl kullandığını ele almış, dördüncü ve beşinci bölümde Amerika Birleşik Devletleri’nin yumuşak gücünün kendi dış politikasını nasıl bir yörüngeye oturttuğunu kamu diplomasisi çerçevesinde açıklamaya çalışmıştır.

Joseph S. Nye (2017), yumuşak gücü “istediklerinizi, zorlama veya karşılığını ödeme yerine cazibe yoluyla elde etme becerisi” (12) olarak tanımlar. Bir ülkenin politikaları başka ülkelerce benimsendiğinde yumuşak gücün etkinliği ön plana çıkar. Yumuşak gücün etkisini fark eden ABD liderleri, siyasi programlarını ve politikalarını bu güce bağlı olarak belirlemişlerdir. “İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Franklin Roosevelt’in “Dört Özgürlük”ünün Avrupa’daki etkisini; Demir Perde’nin gölgesinde Amerikan müziğini ve Özgür Avrupa Radyosu haberlerini dinleyen gençleri; Tiananmen’de protestolarını Özgürlük Heykeli’nin aynısını inşa ederek sembolize eden Çinli öğrencileri; 2001 yılında “Amerikan Haklar Bildirisi’nin kopyasını isteyen özgürlüğüne yeni kavuşmuş Afganları; bugün evlerinin mahremiyetinde, yasaklanmış Amerikan videolarını ve uydu yayınlarını gizli kapaklı izleyen İranlıları düşünün” diyen Nye, sert gücün sopasını kullanmak yerine yumuşak gücün baştan çıkarıcı yönlerini kullanmayı vurgular. Demokrasi, insan hakları gibi kavramların insanların hassasiyet konusundaki zayıf noktalarından biri olduğunu düşündüğümüzde, ABD’nin nüfuz elde edebilmek adına bu argümanları çok iyi kullandığı aşikardır.

 

Birinci bölümün ikinci kısmında yumuşak gücün kaynaklarını kültür, dış politika ve siyasi değerler olarak sıralayan Joseph S.Nye, kültüre ayrı bir önem verir. Dar kapsamlı değerlerin ve sınırlı kültürlerin yumuşak güç üretme ihtimalinin düşük olduğunu söyleyen Nye (2017), ABD’nin evrensel kültürden yararlandığına işaret eder ve Alman editör Josef Joffe’un bu konudaki görüşlerine yer verir: “Düşük ya da yüksek kaliteli olsun, Amerikan kültürü; en son Roma İmparatorluğu zamanında görülen bir yoğunlukla fakat yeni bir kavisle dışarıya doğru yayılmaktadır. Roma’nın ve Sovyet Rusya’nın kültürel etkisi, askeri sınırlarında kesilmiştir. Oysaki ABD’nin yumuşak gücü, üzerinde güneşin hiç batmadığı bir imparatorlukta hüküm sürmektedir” (43). Bu bağlamda popüler kültürle yumuşak gücü eşitleyici bir tutum içerisinde inceleyen Nye, popüler kültürün modern, egzotik yönlerinin insanları cezbedici noktasını okuyucularına sunar.

Yumuşak güç, tüketim kültürünün etkisi ile daha da kendini toplumsal hayatta gösterir. Tüketerek toplumda “var olabilen” modern bireyler, popülerliği bir yaşam ölçütü olarak görürler. Joseph Nye, popülerliğe sinema ve spor ilişkisi bağlamında yaklaşarak örnekler sıralar. Spor takımlarının ve yıldızlarının davranış biçimleri ya da televizyon veya sinema ile gösterilen çoklu görüntüler yoluyla da siyasi mesajlar iletebileceğinin altını çizen Nye (2017), görüntülerin değerleri kelimelerden daha güçlü bir şekilde ürettiğini ve Hollywood’un dünyanın en büyük görsel, sembol temsilcisi ve ihracatçısı olduğunu söyler (77-78).

Bilinçaltını etkilemeye çalışan cinsellik, şiddet ve popülerlik gibi sembol ve imgeler, Hollywood yoluyla yeniden üretilir ve propaganda içerir. Hollywood’un sunduğu bu içerikler, modern bireylerin televizyondan sinemaya geçiş sürecini hızlandırmıştır. Modernite öncesinin karanlık zindanının yerini aydınlık modern hapishaneler almıştır (Foucault, 2006: 292). Hollywood’un insanları hapsedici gücü, içeriğinin güçlü oluşturulmasıyla açıklanabilir. Sinema içeriğini eğitim ve ekonomiyle karşılaştıran Joseph Nye, sinemanın daha güçlü olduğunu ve ekonomiyi yönlendirdiğini söyler. Şair Carl Sandburg”un (1994) “Ne yani, Hollywood Harvard’dan daha mı önemli? Yanıt, Harvard kadar temiz olmasa da Hollywood’un etki alanının çok daha geniş olduğudur.” (222) söylemi, Nye’in düşüncelerinin birçok önemli isim tarafından da benimsendiğini gösterir.

SONUÇ YERİNE..

Joseph Nye, Amerika’nın amaçlarını gerçekleştirmesi için her türlü yola başvurmasını eleştirerek yumuşak güç konusunda objektif davranmış, olaylara bilimselliğin merceğiyle bakmıştır. Sonuç olarak kitap, ABD’nin dünyadaki mutlakıyetini merak edenlere ve gelecekteki politikalarının neler olabileceğini, dış politikalarını belirlemesinin hangi unsurlara bağlı olduğunu öğrenmek isteyenlere yol gösterecek niteliktedir.

 

KAYNAKÇA

Nye, J. (2017). Dünya Siyasetinde Başarının Anahtarı: Yumuşak Güç. Ankara: BB101 Yayınları.

Dahl, R. (1957). “The Concept of Power,” Behavioral Sciences, vol. 2: 201-215

            Foucault, M. (2006). Hapishanenin Doğuşu. A. Kılıçbay (çev.), Ankara: İmge Kitabevi.

Sandburg, C. (1994). Coca – Colanization and the Cold War. University of North Caroline Press.

Önceki İçerikHoopla! Ne?
Sonraki İçerikJohn Hegarty
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here