Büyük yangınlar yavaş gelir.

0
1517
views

B

üyük yangınlar yavaş yavaş çıkar. Büyük yangınlar yavaş yavaş çıkar bilir misiniz? Ruhu tüketen, daha alevler ulaşmadan nefessizliğin insanı dört bir yanından sardığı yangınlar. Harabe olmuş evler bir yangını büyütür bünyesinde. Her yangında alevlerin henüz ulaşmadığı bir pencere vardır ama.


Atlarsanız belki bir kaç kırık, birkaç  alçı ya da biraz koma, sakatlık, nöbetler, baş ağrıları,
sayıklamalar… Ama elbet bir yolunu bulursunuz yaşamanın sonunda. Yavaş yavaş gelir büyük yangınlar. Kıyamet gibi sabırlıdır çünkü kötü sonlar. Alevi öldürmez adamı dumanı öldürür nefes alamaz yıkılır kendinden geçer. İşte o an o açık pencere alev alır. Kalkan son vapuru kaçırırken ki şaşkınlıkla sinirin, pişmanlıkla çaresizliğin içinde bulur kendini.

Neden atlamayı seçmez peki bir insan? Çünkü sever evini, yuvasını can evini bırakmak
istemez. Atlamak ihanettir hem kaçmak ihanettir can evinden. Kalıp savaşmak, göğsünü dikip mücadele etmektir onurlu olan. Çünkü alevler her tarafı sarıp başka yol bırakmasa bile her zaman yaşama dair umut vardır. İdam sehpasına çıkarılmış bir mahkûmun karısıyla son konuşmasında telefonu “sonra görüşürüz” diyerek kapatması gibi.

“Yarım saat sonra ölüm muhakkak olduğu halde görüşürüz. Nefes alıp vermeye devam ettiğimiz ölçüde tekrar görüşürüz. Tekrar görüşebiliriz. Bu umudun adıdır işte aşkın adıdır bu.”

Büyük yangınlar yavaş gelir.

“Oysa roma bir gecede yakıldı.”

Roma bir gecede yakıldı ama bir ömür boyu tiksindi Neron Roma'dan. Simetri hastalığı vardı, romanın o kendine has dağınık ahşap doğal yapısını tam olarak sevememişti hiç. Kanları uyuşmamıştı Roma’yla ama yine de başına geçti, kral oldu. Niçin oldu bilinmez, iktidar hırsı, koltuk sevdası, güç tutkusu. Bunlar yeterli olmadı bir ömür romayı sevmemesine. Bir gün yaktı Romayı, dört gün sürdü, yerine de taştan ve altından suni bir şehir inşa etti. O yangında romayı terk etmeyen ruhlar ise tarihin küllü satırlarında sıkışıp kaldılar.

Tersten hikaye

Büyük ayrılıklar yavaş yavaş başlar bilir misiniz?

ruhu tüketen daha alevler ulaşmadan nefessizliğin insanı dört bir yanından sardığı ayrılıklar. Patlak vermiş ilişkiler bir ayrılık büyütür bünyesinde. Her patlak ilişkide açık bir kapı vardır ama. o kapıdan çıkarsanız belki uzun bir yalnızlık, karanlık bitmeyen baş ağrıları, birkaç kesik damar, yusuftan kalma bir hüzün ve sayıklamalarla…  Öyle ya da böyle bir şekilde yaşamaya devam edebilirsiniz elbette. Yavaş yavaş gelir büyük  ayrılıklar. Kıyamet gibi sabırlıdır çünkü kötü sonlar. Ama bazen atlamaz insan. Kalıp savaşmayı seçer. Kavgalar öldürmez, cananın tetiği çekmedeki ustalığı çeker fişi. Nefes alamaz olursunuz, canınız kurcalanır kime can dediysek can evimizi yokladı der söylediğiniz şarkılara borçlu olduğunuzu fark edersiniz. Yıkılırsınız yere. İşte o an o açık kapı yok olur. Alevler sarmıştır her tarafı. Nero’nun hastalığı adına fuzuli bahanelerle yaktığı binlerce insandan biri gibi hissedip; kalkan son vapuru kaçırırken ki şaşkınlıkla sinirin, pişmanlıkla çaresizliğin içinde bulursunuz kendinizi.

Devamı için 2. paragrafa dönün

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here